ANNE KARNINA DÜŞME ANI, ANNE KARNI VE DOĞUM TRAVMALARININ FİZİKSEL VE RUHSAL VARLIĞIMIZ ÜZERİNDE BIRAKTIĞI OLUMSUZ ETKİLERDEN ARINMA ATÖLYESİ

REİKİ GRAND MASTER-PSİKOLOJİ BİLİM UZMANI-AİLE DİZİMİ KOLAYLAŞTIRICISI

NEVİN NESRİN SOYSAL İLE

ANNE KARNINA DÜŞME ANI, ANNE KARNI VE DOĞUM TRAVMALARININ FİZİKSEL VE RUHSAL VARLIĞIMIZ ÜZERİNDE BIRAKTIĞI OLUMSUZ ETKİLERDEN ARINMA ATÖLYESİ

Atölyemiz aile dizimi-psikoloji ve bilinçaltının çalışma prensipleri doğrultusunda; iç çocuk/ Inner child & inner parts/iç parçalar sistemi üzerinden tevbe, EFT, hooponopono ve enerji teknikleri ile gerçekleştirilmektedir.

Atölyemizde çok büyük bir şans elde edecek ve hayatımızı sevgi esası üzerinden yeniden çerçevelendireceğiz. Doğum öncesi, anne karnı ve doğum anımıza bilinçli ve yepyeni bir format atacağız.

Anne karnına düştüğümüz andan itibaren bilinçaltı kayıtlarımız başlıyor. Hatta en güçlü kayıtların en erken kayıtlar olduğunu söylemek mümkün. Henüz bilinç oluşmadığı için yaşanan her şey doğrudan bilinçaltına adeta kazınıyor.

İlk duygularımızı anne karnında yaşıyor, dünya ile ilgili ilk izlenimlerimizi anne karnında ediniyoruz. Zor bir anne karnı dönemi yaşıyorsak bizi koruyamadığını düşündüğümüz annemize karşı negatif duygular içerisine girebiliyoruz. Bu durumda da dünyanın güvenli olmadığı inancı oluşabiliyor. Dünyanın mücadele edilmesi gereken bir yer olduğu inancına sahip olduğunda bir kadında eril enerji gelişmeye başlıyor.

Atölyemiz anne karnına düşmeden öncesini de kapsıyor. Bebeğin anne rahmine düşmesinden önceki 9 ay içerisinde o rahimde neler yaşandığı da bebek için önemli. Farklı erkeklerle ilişki, düşük, kürtaj gibi konuların hepsinin ayrı etkileri var. O yüzden anne karnına düşme öncesi de çalışma konularımıza dahil.

Bir uyumlama deneyimimde anne karnına düşme sırasında anne ve babanın ruh halinin dünyaya gelecek bebek üzerindeki etkisini çok net bir şekilde fark etmiştim. Daha önce bir eğitimimde buna benzer bir bilgi paylaştığımda grupta bulunan çok iyi eğitimler almış deneyimli bir ebe-hemşire arkadaşımız, tüp bebek oluşumunda bebeğin tutunabilmesi için çevre şartlarının, ortamda bulunan insanların duygu ve düşüncelerinin öneminden bahsetmiş ve benim anlattıklarımı doğrulamıştı.

Dinimizde “cimâ adâbı” olarak bilinen kurallar var. Mesela cimâ sırasında “Allah’ım! Bizden ve bize vereceğin çocuktan şeytanı uzak kıl” diye dua etmek, bu edeplerden bir tanesi. Bu duayı okuyanın cimâ sonucu çocuğu olursa şeytanın onu saptıramayacağı bilgisi sahih hadislerle aktarılıyor.

Niyet her zaman her konuda çok önemli ve bu dua ile anne baba bir niyet ortaya koymuş oluyorlar. Bu hadisi aslında anne babanın cinsel ilişki sırasındaki niyet ve duygularının dünyaya gelecek çocuk üzerindeki etkisine bir örnek olarak göstermek mümkün.

Zaman zaman gündeme gelen ” cinsel ilişki sırasında şeyhini düşün” ifadesinin ardında bir hikmetin yattığını, bu hikmetin yanlış anlaşılarak veya tahrif edilerek şeyhi düşünmeye dönüştüğünü düşünüyorum.

Amacımız “safra atmak”. Yükselirken bize ayak bağı olabilecek gereksiz yüklerimizden, fazlalıklarımızdan arınmak. Yaşadığımız travmanın sonucunda bizden ayrılıp gitmiş ruh parçalarımızı, kayıp iç çocuklarımızı yeniden iç sistemimize dahil etmek. Çünkü onlar olmaksızın biz tam değiliz. Hayatı neden yarım kapasite ile yasayalım ki? Bıraktığımız tüm yasam enerjilerini, libidomuzu geri kazanmak mümkün.

Bunun için lütfen tekrarlayın:
♦ Yaşadığım travmaların sonucunda benden kopmuş olan bütün iç çocuklarım bana yeniden güvenip geri dönene kadar;
♦ Yaşadığım travmaların sonucunda donan kristallerim yeniden sıvılaşıp sevgi frekansında titreşene kadar;
♦ Anne karnına düştüğüm anda anne ve babamın ruh hallerinin benim fiziksel ve ruhsal varlığım üzerindeki tüm olumsuz etkileri temizlenip arınıp şifalanıp saf ışığa, sevgiye, nura dönüşene kadar;
♦ Ben karnında iken annemin yaşadığı acıların üzerimde bıraktığı etkilerin, izlerin, kalıntıların hepsi bilincimden, bilinçaltımdan, hücresel hafızamdan, DNA larımdan silinene kadar;
♦ Ben karnında iken annemin üzerinde olan nazar, büyü, negatif varlıkların üzerimdeki tüm etkileri fiziksel ve ruhsal varlığımdan temizlenene kadar;
♦ Annemden ve babamdan yeterli sevgi alamadığıma dair tüm kayıtlarım temizlenip arınıp şifalanıp 0 noktasına erişip saf ışığa, sevgiye, nura dönüşene kadar;
♦ Her dakika her saniye andan ana estağfurullah.
♦ Bir sonraki atölye de ise Freud’un psikoseksüel gelişim kuramını esas alarak çocukluk ve ergenlik döneminde yaşadığımız travmalarımızı ele alıp yeniden işleyeceğiz. Artık benliğimizde ilk değil, sevgi esasıyla işlenmiş ikinci halleriyle yer alacaklar ve bize eskisi kadar acı vermekten çıkacaklar.

ATÖLYE GEÇMİŞİ

Anne karnı atölyemizin ilk akşamında annemizin bizim doğumumuzdan önceki hayatı ve anne rahmine düşüş anımızla ilgili çalışmıştık. İkinci akşam tamamen hamilelik dönemi ile ilgili çalıştık. Programın bazı anlarında anne babamızın özel alanına girmemek için çok dikkatli davranma gereği duydum. Çünkü bu saygısızlık anlamına gelip karma oluşturabilir. Bu noktada sınırı aşmadığıma inanarak hareket ettim. Kendi alanımızda kalarak kendimizle ilgili konuları açıklıkla ifade ederek arınmamızı gerçekleştirdik.

Anne karnı ile ilgili bölümün çok ayrıntılı olması, pek çok katılımcının dikkatini çekti. Bu kadar ayrıntılı hazırlanmış olmasına hayret ettiklerini söylediler. Duygularını “Hocam ele alınmadık, dokunulmadık hiçbir alan bırakmamışsınız, dantel gibi işlemişsiniz.” Diyerek ifade ettiler. Bu ayrıntıların hepsine tek bir akşamda yer verecek enerjiyi bulmak ise katılımcılarımla ortak başarımızdı.

İlk kez atölyelerime katılan bir katılımcı, çalışmayı umduğunun çok üstünde ve muhteşem olarak tanımladı. Aslında “umduğumun üstünde” ifadesini ilk kez katılan hemen herkesten duyuyorum. Ama tabi ki bu her duyduğumda görevimi iyi yaptığımı düşünerek mutlu olmama engel değil.

Ve işte birkaç geri bildirim: